Genel Araştırma: 'karagöz' etiketi için arama sonuçları.

  • Etiketlere Göre Ara

    Aralarına virgül koyarak ekleyin
  • Yazara Göre Ara

İçerik Türü


Forumlar

  • Bilgi
  • Forum
    • Forum Genel
    • Tanışma
    • Akvaryum Dışı Konular
    • Üyelik sorunları
  • Akvaryum Genel
    • Resif Akvaryumları
    • Yeni Başlayanlar
    • Akvaryum Kimyası
    • Ekipmanlar
    • Kendin Yap
    • İleri Seviye Konular
    • Yarışmalar
  • Canlılar
    • Balıklar
    • Mercanlar
    • Omurgasızlar
    • Yosunlar
    • Canlı Tanımlama
  • Özel Bölümler
    • Üye akvaryumları
    • Fotoğrafçılık
    • Anketler
    • Ürün İncelemeleri
  • Seri İlanlar
    • Aranıyor
  • Firmalar
    • Albatros Akvaryum
    • APG Akvaryum
    • AquaBlue Deniz Akvaryum Sistemleri
    • Ekstrem Akvaryum
    • Kermit Petshop
    • Mavi Tutku Deniz Akvaryum Sistemleri
    • Zatek Su Arıtma Ltd. Şti.

Kategoriler

  • Dosyalar

Günlükler

  • 50x50x50 nano tuzlu su

Kategoriler

  • Articles

Üye Grubu


AIM


MSN


Website URL


ICQ


Yahoo


Jabber


Skype


Ad Soyad


Şehir


Kan Grubu


Tank


İlgi Alanları

Araştırmada 1 sonuç bulundu

  1. KARAGÖZÜN İĞNESİ Hacivat birkaç gündür görmediği Karagöz'ü sağda solda arar, bulamaz. Sorar soruşturur bilen, gören yoktur. Son çare olarak evine gider. Karısı Karagöz'ün üç gündür evin samanlığında olduğunu ve yemeğini bile orada yediğini söyler. Hacivat bahçeden samanlığa geçer. Karagöz samanların arasında birşey aramaktadır. Ama ne? Hacivat: " Selam Karagözüm, ben geldim, selam. " Karagöz: " Hay Selami'nin kara kellesi. Sen misin Hacivat? " Hacivat: " İyi günler Karagözüm, iyi günler. " Karagöz: " Güller iyidir de ben papatyayı pek severim. " Hacivat: " Aman Karagözüm, neden o? " Karagöz: " Papatyanın yapraklarını seviyor, sevmiyor diye koparıyorum, hep Hacivat beni sevmiyor çıkıyor. " Hacivat: " Olur mu Karagözüm? Ben seni çok severim. Bunu cümle alem bilir. " Karagöz: " Düğmeci Adem bilir ama ben bilmiyorum. Beni sevmeyeni ben de sevmem. " Hacivat: " Yapma. " Karagöz: " Yaptım bile. " Hacivat: " Etme. " Karagöz: " Ettim bile. " Hacivat: " Papatya falına inanma. " Karagöz: " Ee kime inanacağım? " Hacivat: " Bana inan Karagözüm. " Karagöz: " O zaman sevdiğini ispat et. Bir şey istesem yapar mısın? " Hacivat: " Emrin olur. Ne istersen yaparım. " Karagöz: " Samanların arasına iğne düşürdüm. Bul iğneyi, ispatla sevdiğini. " Hacivat: " Aman Karagözüm, samanlıkta iğne aranır mı? " Karagöz: " Aranır, ben üç gündür arıyorum. " Hacivat: " Aradın da buldun mu? " Karagöz: " Bulamadım. Sanki iğne samana dönüşmüş. " Hacivat: " O iğne ne iğnesiydi? " Karagöz: " Arı iğnesi değil herhalde , dikiş iğnesiydi. " Ben şimdi o iğneyi bulurum, diyen Hacivat samanlıkta iğne aramaya başlar. Birkaç dakika sonra her zaman yakasında bulundurduğu dikiş iğnesini, işte iğneni buldum, diyerek Karagöz'e verir. Karagöz buna çok sevinir ve Hacivat'ı alnından öper. Hacivat Karagöz'ün koluna girerek bahçeye çıkarır. Altlarına birer sandalye çekip otururlar. Karagöz karısına seslenir ve hanım bize iki çay yap, der. Çaylar gelinceye kadar onlar sohbeti o kadar koyulaştırır ve şakalaşmalarını o kadar ağırlaştırırlar ki, dünyanın gelmiş geçmiş en somurtkan insanını kahkahalarla güldürecek düzeye erişirler. KARAGÖZ İŞSİZ Uzun zamandır işsiz olan ve geçim zorluğu çeken Karagöz hanımını ve oğlu Yaşar'ı köye, babasına gönderir. İş aramaktan bıkar, yalnızlıktan sıkılır ve yolda rastladığı Hacivat'ı evine çay içmeye davet eder. Eve gelince bakar çay ve şeker kavanozları bomboştur. Hacivat'a durumu anlatmak zor olacağı için, ne yapacağını bilemez. Mutfakta çaresiz beklemeye başlar. Daha sonra Hacivat odadan bağırır: " Haydi Karagözüm, çay demlendiyse getir de içelim. " Bunun üzerine Karagöz Hacivat'ın yanına gelir ve sorar: " Çayı kaç şekerli içersin? " Hacivat: " Ben çayı çok şekerli içerim. " Karagöz: " Çok şekerli mi? Çokşeker Arif çay bardağına sığmaz ki. " Hacivat: " O zaman çift şekerli olsun. " Karagöz: " Çiftelerin Şakir İzmir'e taşındı. " Hacivat: " Bari tek şekerli olsun. " Karagöz: " Şekersiz içsen. " Hacivat: " Amma yaptın ha! Şekersiz çay mı içilirmiş? " Karagöz: " Anla işte, evde şeker yok. " Hacivat: " Çay demlenmiştir. Bardağa koy da getir bakalım. " Karagöz: " Evde çay yok ki. Ocağı yakmadım. " Hacivat: " Bir de soruyorsun, çayı kaç şekerli içersin diye? " Karagöz: " İnan Hacivat, evde çay ve şekerin bittiğini bilmiyordum. " Hacivat: " Sizinkileri köye gönderdiğini duydum. " Karagöz: " Doğrudur, burada aç kalmasınlar diye. " Hacivat Karagöz'ün eline birkaç akçe sıkıştırır: " Git bakkaldan çay, şeker, ekmek, peynir falan al. " Karagöz bir koşu Hacivat'ın dediklerini alır, gelir. Ocağı yakar, çayı demler. Birlikte çay içerler, peynir, ekmek yerler. Hacivat çayları çok şekerli içer. Karagöz'ün ise, çayları tek şekerli içmesinin nedeni Hacivat'ın aldığı yarım kilo şekerin bitmesini istemediğinden. Hacivat ertesi gün Karagöz'e bahçıvanlık işi bulur. Karagöz çalışmaya başlar. Haftalığını alınca hanımını ve oğlunu köyden getirtir. Böylelikle Karagöz ailesi normal günlük yaşantılarına dönerler. SON KARAGÖZ EZAN OKUYOR Karagöz iddia üzerine minareye çıkıp öğle ezanı okumaya başlar. Fakat ezanın yarısında takılır, kalır. Gerisini unutmuştur. Sil baştan tekrar okur, yine aynı yerde takılır. Bu böyle devam eder. Karagöz ezanı bir türlü tamamlayamaz. Cemaat namaza başlamak için, ezanın bitmesini beklemektedir. Zaman geçtikçe homurtular artar. Hacivat aşağıdan Karagözüm şöyle de, sonra bunu de diye bağırarak yardımcı olmak ister. Sonunda ezanı bırakan Karagöz, beni sen şaşırttın diyerek minareden Hacivat'ın üstüne atlar. Boğuşmaya başlarlar. Cemaat araya girer ve Hacivat'ı Karagöz'ün elinden kurtarır. Bu sefer Karagöz daha da sinirlenir ve cemaatı sille tokat döver. Cemaat ve Hacivat kaçıp giderler. Daha sonra minareye çıkan Karagöz ezanı güzelce okur ve derin bir oh çeker. SON HACİVAT'IN İPİ Karagöz ile Hacivat yolda karşılaşırlar. Karagöz'ün telaşlı olduğunu gören Hacivat sorar: " Hayrola Karagözüm, nereye böyle? " Karagöz: " Bahçedeki kuyudan su çekerken ip koptu. Kova kuyuya düştü. İp almaya gidiyorum. " Hacivat: " Evde sağlam bir ip var. Onu sana vereyim. Ben ipin ucunu tutarım, sen kuyuya inersin. " Karagöz: " Ben senin ipinle kuyuya inmem. " Hacivat: " Aman Karagözüm, bana hiç mi itimadın yok? Karagöz: " Hı. " Hacivat: " Yani bana hiç mi güvenin yok? " Karagöz: " Yok, çünkü ben kuyuya inince ipin ucunu bırakırsın, aşağıda kalırım. " Hacivat ağzı bir karış açık Karagöz'e bakakalır. Bu sefer Karagöz sorar: " Söyle bakalım Hacivat, sen benim ipimle kuyuya iner misin? " Hacivat: " İnerim. " Karagöz: " Ya bıçakla ipi kesersem. " Hacivat: " Öyle bir şey yapmazsın Karagözüm. Ben sana güvenirim. " Karagöz: " Ben de düne kadar sana güvenirdim ama gece rüyamda kuyuya indiydim de beni kuyuda bıraktıydın. Artık güvenim kalmadı. " Hacivat: " Rüyandaki ben değildim, gerçekler rüyadan farklı olur. " diyerek uzun süre dil döker, sonunda Karagöz'ü ikna eder ve evden ipi alıp gelir. Bahçedeki kuyuya Karagöz Hacivat'ın ipiyle iner. Hacivat ipin ucunu bırakıp kaçar. Karagöz'ün bağırması üzerine komşular gelip onu kuyudan çıkarırlar. Altı ay ne Karagöz Hacivat'ı, ne de Hacivat Karagöz'ü arayıp sormaz. İlk defa bu kadar uzun süre küs kalırlar. SON KARAGÖZ İLE HACİVAT: BİZANS ALTINI Karagöz bir gece rüyasında kendini Pınarbaşı Meydanı'nda toprağı kazarken görür. Kazar, kazar ve sonunda bir küp Bizans altını bulur. Çok sevinir ve oynamaya başlar. Daha sonra kanter içinde uyanır. Sabahı bekleyemez, alacakaranlıkta kazmayı, küreği kapar ve yola çıkar. Karagöz Pınarbaşı Meydanı'na geldiğinde acele tarafından kazmayı toprağa vurur. Kazdıkça kazar. Sabahleyin işe giden Bursalılar, Karagöz'ü görürler. Toprağı neden kazdığını sorarlar. Karagöz rüyasını anlatır. Adamlardan bazıları Karagöz'e katılır. Onlar da kazma, küreklerini alıp gelirler ve biri o yanda, biri bu yanda kazmaya başlarlar. Öğle vaktine doğru Hacivat olaydan haberdar olur. Evde bulunan babadan kalma bir Bizans altınını cebine koyar ve yola çıkar. Hacivat geldiğinde Karagöz rüyasını ona da anlatır. Hacivat sırf muziplik olsun diye dinlenen birinin kazmasıyla toprağı biraz kazar ve altın buldum diye bağırır. Yanındaki Bizans altınını gösterir. Buna sevinen Karagöz altını alır, cebine atar ve orayı daha derin kazmaya başlar. Akşam üstüne doğru meydan baştan aşağı kazılır ama başka altın bulan olmaz. Karagöz tamam der ve işi bırakırlar. Karagöz meydandan ayrılmadan Hacivat önüne çıkar: " Aman Karagözüm, ben şaka yapmıştım. Altını evden getirmiştim. Altınımı ver de gideyim, " der. Karagöz: " Oldu mu şimdi Hacivat? Altını burada buldun. " Hacivat: " Hayır, hayır, ben onu evden getirmiştim. " Karagöz: " Senin evde altın ne arar? Bu altın rüyamda gördüğüm altınlardan biri. " Hacivat: " Aman Karagözüm, etme, eyleme, beni buraya geldiğime pişman etme. " Oradaki adamlar Karagöz'den yana taraf olunca Hacivat susar ve bir kenara oturup ağlamaya başlar. Karagöz altını epey bir akçe karşılığında satar. Kışın dört ay evde sırtüstü yatar, çalışmaz ve akçeleri bitirir. Yazın gelmesiyle birlikte iş aramaya başlar. SON